Kitap Yorumu: Before Jamaica Lane | Samantha Young (On Dublin Street, #3)

Yazar: Samantha Young
Yayınevi: NAL
Yayın Tarihi: 7 Ocak 2014
Türkçe edisyonu: Yok


One simple lesson in seduction between two friends can turn into so much more…

Despite her outgoing demeanor, Olivia is painfully insecure around the opposite sex—usually, she can’t get up the nerve to approach guys she’s interested in. But moving to Edinburgh has given her a new start, and, after she develops a crush on a sexy postgrad, she decides it’s time to push past her fears and go after what she wants.

Nate Sawyer is a gorgeous player who never commits, but to his close friends, he’s as loyal as they come. So when Olivia turns to him with her relationship woes, he offers to instruct her in the art of flirting and to help her become more sexually confident.

The friendly education in seduction soon grows into an intense and hot romance. But then Nate’s past and commitment issues rear their ugly heads, and Olivia is left broken-hearted. When Nate realizes he’s made the biggest mistake of his life, he will have to work harder than he ever has before to entice his best friend into falling back in love with him—or he may lose her forever…

Before Jamaica Lane, Dublin Caddesi ile başlayan serinin üçüncü kitabı. İkinci kitapta Joss'un barmen arkadaşı Jo'nun hikayesini dinlemiştik, şimdi de Jo'ya yıllarca babalık yapan adamın kızının hikayesini okuyacağız - yani Olivia'nın. Böyle biraz karışık geldi biliyorum ama bağlantı burada. Olivia'nın babası bir kızı olduğunu çok sonra öğreniyor ve nihayet kızını da alıp geri dönüyorlar Edinburgh'e. Kitabın erkek hovarda karakteri ise Nate. Nate de ikinci kitapta tanıdığımız biri, Jo'nun sevgilisi - nişanlısı hatta - Cam'in en yakın arkadaşlarından biri.

Biraz kafanızı ütülediğim tanıtma kısmından sonra kitaba gelebilirim artık. Olivia ile Nate çok iyi anlaşan iki yakın dost aslında. Diğer herkes çift olarak takılırken ikili de birbirleriyle kalıyorlar her defasında ama Nate tam bir hovarda ve her bardan bir kadın bulup ayrılıyor. Olivia da kütüphanede çalışıyor ve oradaki bir yüksek lisans öğrencisinden çok hoşlanıyor. Ama sorun şu ki çocuğun karşısında adeta dili tutuluyor, cümle kuramıyor. Bu yüzden de Nate yardım etmeyi öneriyor ve klişelik ilk olarak burada başlıyor.

Olivia ile Nate'in bir ortak noktası da ikisinin de hayatlarındaki çok önemli birini kaybetmiş olmaları. Olivia annesini, Nate ise çocukluk aşkını kanser yüzünden kaybetmişler, birbirlerinde bu yüzden garip bir huzur buluyorlar. Ama yardım meselesi ne zaman biraz daha ileri bir kısma geçiyor, aşık olmamak için anlaşmış olsalar da Olivia her bakışında etkilendiği bu adama istemese de aşık oluyor ve işler bir anda bozuluyor. Nate kesinlikle ona istediğini veremeyeceğini düşündüğünden ve de geçmişinin hayaletinden kurtulamadığından aralarına soğukluk giriyor ve bütün ilişikleri Olivia tarafından kesiliyor.

Tabi tahmin edersiniz ki Nate öyle allak bullak oluyor ki aklı başına geldikten sonra Olivia'yı tekrar kazanmaya karar veriyor. Olivia da Nate'in geçmişteki hayaletinden kurtulmuş olduğu görüp yelkenleri suya indiriyor. Bu sırada favori çiftimiz Braden ve Joss arasında ne oluyor derseniz, zaten 2.5 novella'sında anlatılıyor. O bakımdan pek bir şey yok kitapta ama bir sonraki kitap hakkında temel bilgiler var. Küçük kız kardeş Hannah'nın hikayesinin nasıl başladığı bu kitapta, ama malesef devamı tee haziranda. Yazardan bir 3.5 romanı bekliyorum, bebişi bir görelim lütfen.

Kitaptaki klişelik kesti puanlarını. Yoksa iki karakteri de bağrıma basmıştım.

Serinin 1-1.5-1.6-2 nolu kitapları için ÜKG turu dahilindeki yazıya sizi şöyle alalım.
Geçenlerde yaptığım 2.5 kitabının yorumu için de buraya buyrun.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

About