28. ÜKG Blog Turu: Her Şey Bitti Derken | Katja Millay







Bazen kurtuluş için aşkı seçmek gerekir...

Nastya tam 450 gündür konuşmuyorsa, gülmüyor ve ağlamıyorsa,
bir bildiği olmalı;
bazı günler sadece öfkesiyle ayakta durabiliyorsa,
bir umudu olmalı;
ayakları onu dönüp dolaşıp Josh’a götürüyorsa,
bir nedeni olmalı;
ve tam 450 gün sonra yeniden konuşmaya karar veriyorsa,
söyleyecekleri olmalı.


Josh hayatındaki herkesi teker teker kaybediyorsa,
bunun bir açıklaması olmalı;
etrafında görünmez bir güç kalkanıyla dolaşıyor, herkesten kaçıyorsa,
bir derdi olmalı;
ve kasabaya yeni gelen kıza Günışığım diyorsa,
bir sırrı olmalı.

Her Şey Bitti Derken, hayat denen yapbozun parçalarını bir arada tutan şeyin sevmek olduğunu bilenlerin, bir de günün en karanlık saatinde çıkagelip, “Her şey bitti demek için çok erken” diyecek bir günışığını bekleyenlerin hikâyesi.

“Baştan sona heyecan dolu, duygusal bir yolculuk. Benim için tartışmasız yılın en iyi kitabı.”
Colleen Hoover

“Çarpıcı bir ilk roman. Her Şey Bitti Derken yüreğimi çaldı, nefesimi kesti, canımı yaktı. Katja Millay’in lirik anlatımına kapılmamak imkânsız.”
Ann Aguirre

“Her Şey Bitti Derken, kitapların eğlendirmekten çok daha fazlasını yapabildiğini hatırlatan bir roman. Katja Millay’in sözcükleri duygularınızı saklandıkları yerden çıkaracak, zihninizi ele geçirecek ve sonunda ayrılmaz bir parçanız olup çıkacak.”
Tough Critic Book Reviews




Her Şey Bitti Derken yani nam-ı deiğer The Sea of Tranquility ezelden beri listemdeydi. Hani okuduğum çoğu kitap için böyle diyorum ama bu gerçekten neden sürekli ertelediğimi anlamadığım bir kitap. Sonra baktım ÜKG olarak turu alıyoruz, oley be dedim :D Gelir gelmez de kısa süre içinde bitirdiğimi belirtebilirim.

İki karakterimizin de geçmişi karanlık. Nastya mükemmel bir piyanist olabilecekken başına gelenler yüzünden bu hayalini gerçekleştirememiş ve 450 gündür konuşmayan bir kız. Aynı şekilde Josh da geçmişinde yaşadığı kayıplardan dolayı etrafına karşı kendini soyutlamış bir çocuk. İki yaralı ruh birbirlerine çekiliyorlar haliyle. Josh'ın rahatlamak için yaptığı ahşap işleri de ikisinin ortak noktası oluyor.


Katja'nın başına ne geldiği, neden hiçbir şey anlatmadığı, neden öyle giyindiği gibi şeylerin temel bir açıklaması var. Bütün ipler kendini o hale getiren kişiye rastlamasıyla kopuyor haliyle. Siz de kızın başına neden bunlar gelmiş öğrenince Nastya ile hepten sinirleniyorsunuz. Josh da Nastya'nın onun için ne kadar önemli olduğunu anlıyor ama beraber olabilmek için ikisinin de iyileşmesi ve acılarıyla yüzleşmeleri gerekiyor.

Yazar dolu dolu bir kitap yazmış, daha başka bir sürü yan karakter ve olay tabi ki var. Özellikle züppe arkadaşları ve ressam çocuk da kurgunun en önemli kişilerinden. Yazarın anlatımı da, kitabın çevirisi de gayet iyi. Genelde şimdiki zamanla anlatılan kitaplar beni biraz kıl eder ama bunda hiç öyle hissetmedim. İki karakterin ağzından dönüşümlü dinliyoruz kitabı. Kalınlığına rağmen de gayet hızlı akıp gidiyor kitap.

Her Şey Bitti Derken yurt dışında çok sevilmiş ve bir sürü ödül almış bir kitap. Gereksiz yere drama yapalım, aralarını bozalım gibi durumlar olmadığı için de daha iyi gibi türevlerinden. Ayrıca baskısı çoook hoş. Bence genç yetişkin türünden okumanız gereken kitaplardan.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

About