Kitap Yorumu: Kayıp Dük | Julia Quinn (Two Dukes of Wyndham, #1)

Orijinal adı: The Lost Duke of Wyndham
Yazar: Julia Quinn
Yayınevi: Epsilon
Sayfa: 366


Jack Audley bir hayduttur. Bir zamanlarsa asker.. Ve her zaman bir çapkındır. Hayatta en son istediği şeyse, yüzlerce kişinin hayatından ve kadim bir mirastan sorumlu bir asilzade olmaktır. Fakat soylu Wyndham Ailesinin uzun zamandır kayıp oğlu olduğu ortaya çıkınca, kaygısız hayatı bir anda sona erecektir. Eğer gayrimeşru olmadığını da kanıtlarsa, o zaman kendisini hiç istemediği bir konumda bulacaktır: Wyndham Dükü.

Grace Eversleigh son beş yılını, dul Wyndham Düşesinin refakatçisi olarak, didinerek geçirmiştir. Günlük rutininde çok az değişikliklerin olduğu, asla takdir edilmediği bir iştir bu ta ki Jack Audley, kendinden emin gülümseyişi ve tatlı çekiciliğiyle bir anda hayatında belirlene dek. Jack, hayırı cevap olarak kabul etmeyen bir erkektir ve Grace onun kollarındayken kesinlikle hayır demek isteyen bir kadın değildir. Ancak ortada bir sorun vardır: Jack gerçek dükse, o zaman o sahip olamayacağı tek erkektir.


Julia Quinn favori yazarlarımdandır. Fuarda çıkacağını öğrendiğimden beri heyecanlıydım, fuarda da koşturdum zaten Epsilon'a. Bu kadar sevdiğim bir yazarın, Bridgerton serisinden sonra bir hayli yavan bir kitabını bulmaları beni üzdü açıkçası.

Öykü kötü müydü, hayır. Çok fazla etkilenemedim açıkçası. Jack, aslında bir hayduttur ve arabasını soyduğu düşesin onu birine benzetmesiyle tüm dünyası değişir. Aslında bu olayın sonunda düklük unvanına sahip olacağını bilse arabaya hiç saldırmazdı eminim. Düşesin onun kim olduğunu anlaması ile işler bir hayli karışır ve Jack kendini İrlanda yolunda annesi ile babasının meşru evlilik yaptıklarının kanıtlanmaya çalışılmasında bulur. Aslında kanıtı yok etmek ister ama asıl dük buna izin vermeyecektir.

Kitabın aşk kısmı da güzel aslında. Grace, düşesin yardımcısı ve daha ilk günden ondan çaldığı öpücük yüzünden adamdan etkilenmiş bir halde. Jack'in de malikanede gözü hep onun üstünde. İkisi de karşı konulamayacak bir biçimde aşık oluyorlar ama Jack'in gelecekteki dükalığı ve Grace'in konumu nedeniyle etraftakiler - ki özellikle düşes - rahatsız oluyor ama yine de bu dediğim dedik adam istediğini elde ediyor. Kitabın epilog kısmında da kitabın sonlarına doğru öğrendiğimiz üzere disleksik bir dük ve mektuplarını ona okuyan, yardım eden üç çocuklu bir düşesi görüyoruz.

Julia Quinn gerçekten severim ama bu kitapta sanki her şey oldu bittiye geldi. Çok fazla bir şey de olmadı açıkçası. Belki düşesin huysuzluğu bile bu kitabı az sevmemin nedeni olabilir. Serinin ikinci kitabı düklüğünü kaybeden Thomas ve nişanlısı olan Amelia hakkında, o daha ilgi çekici kesinlikle. Nazar boncuğu diyelim en iyisi, evet öyle.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

About