Kitap Yorumu: Şeytan ve Şair | John Underwood

Orijinal adı: The Shakespeare Chronicles (Il libro segreto di Shakespeare)
Yazar: John Underwood
Arkadya
600 sayfa




“Kadim dost, İsa aşkına, Dağıtma bu mezarın tozunu. Bu mezar taşını koruyanı Tanrı korusun, Ve kemiklerimi yerinden oynatana lanet olsun.”

Bu dörtlük, masum bir mezar kitabesinden çok daha fazlasını anlatıyor olabilir mi? İnsanlığın en önemli isimlerinden biri olan eşsiz şair ve oyun yazarı Shakespeare, gerçekten bir dâhi mi, yoksa bir sahtekâr mıydı?
Geçmişten günümüze kadar süren, dört yüzyıllık bir sırrın peşine düşen ünlü Profesör Desmond Lewis, California’da vereceği bir konferansla tüm dünyayı yerinden oynatacak gerçeği açıklamak üzeredir. Yola çıkmadan önce eski dostu, gazeteci Jake Fleming’le iletişime geçer. Yayımlanacak olan kitabı ile ilgili fikrini almak istiyor ve yalnızca ona güvenebileceğini söylüyordur. Ancak profesör California’ya varmadan kitabıyla birlikte esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur. Ondan geriye kalanlar, Golden Gate Köprüsü’ne terk edilmiş kiralık bir limuzin, içi kıyafet dolu bir bavul ve üzerinde adının bulunduğu belgelerden ibarettir. Polisler durumu tek bir kelimeyle açıklamaktadır: İntihar…

Dostunun intihar etmiş olabileceğine inanmayan Jake ise profesörün başına gerçekte ne geldiğini ve kayıp kitabın neyle alakalı olduğunu bulmaya kararlıdır. Ancak bu sandığı kadar kolay olmayacaktır. Anlamsız şifrelerden oluşan bir listeyle çıktığı bu yolculuğun, kendi hayatıyla birlikte sevdiklerininkini de tehlikeye attığını fark ettiğinde, çoktan ‘kaplanın yuvası’na girmiş olacaktır.

John Underwood’un usta kaleminden çıkan Şeytan ve Şair, gerçek belgelere dayandırılmış, ezber bozan bir roman.



Kitabın tanıtımında olduğu gibi bu kitap gerçekten ezber bozan bir kitap. Yazar dahi önce kendi dilinde yayınlamayıp İtalyanca yayınlayabilmiş, çünkü çoğu yayınevi şüpheyle yaklaşmış kurguya. Kurguda gerçek adından da anlayabileceğiniz gibi Shakespeare - ben Şekspir diyeceğim, vikipedi bile öyle demiş rahat olanı bu - anlatılıyor. Ama öyle şeyler içeriyor ki "Şekspir yani şimdi o değil miymiş?" dedirtiyor.

Şekspir ile ilgilenmeseniz dahi Romeo ve Juliet ile Hamlet'in yazarının o olduğunu duymuşsunuzdur. Ama hiç benlik bir yazar değil. Belki İngiliz edebiyatının kralı (ya da değil mi ki?) ama Romeo ve Juliet benim sıkıntıdan patladığım bir romandır mesela. Hamlet'e daha şans veremedim, ileride bir gün onu da okuyabilirim umarım.

Kitapta anlatılan şeyler çok ilginç. İçimdeki araştırmacıyı uyandırmaya yetti, internetten de ilginç bilgiler öğrendim. Buraya az sonra geleceğiz, asıl şimdi kitabın neden bu kadar yaygara kopardığını anlatayım: Kitap geçmişte defalarca bilerek göz ardı edilen bir sürü belgeyi önünüze koyup size Şekspir'in o eserleri yazmadığını anlatıyor. Kısacası bildiğiniz Şekspir, o Şekspir değil. Kitaptaki kurgusal karakterlerimiz bir gazeteci olan Jake ve onun kızı Melissa. Tüm olaylar Jake'in Desmond Lewis isimli bir arkaşından telefon almasıyla başlıyor. Desmond, Amerika'da olduğunu ve ona yazdığı kitabın bir kopyasını okutmak istediğini söylüyor. Jake kabul ediyor ama bu konuşmadan sonra arkadaşı kayboluyor. Bunun üzerine Jake de Londra'ya giderek kendi araştırmasına başlıyor ve bir sürü bela ve de bilgi ile karşılaşıyor.

Yazar bu konuya takıntılıymış sanırım, her belgeyi okuduğuna eminim hemen hemen. Bize bir sürü örnek gösteriyor. Belirtmeliyim ki gösterdikleri, kitabın ilk sayfalarında yazdığı gibi gerçek belgeler. Bir süre bilgi yüklemesine maruz kalıyorsunuz ama ilginç şeyler olduğu için sizi kitaptan koparmıyor. Belgelere göre Şekspir o oyunların yazarı değil, o oyunları kendine mal eden bir hırsız. Asıl yazarın ise Christopher Marlowe olduğunu savunuyor kurgu. Ama kitabı okursanız anlayacağınız üzere Marlowe eserlerini yazmaya devam etse de hak iddia edemeyecek bir halde, o yüzden neden olmasın ki diyebiliyorsunuz en azından. İki yazarın eserlerinde bu kadar benzerlik olmasına ben rastlantı diyemiyorum yani.

Kitabı okurken durmadan aklıma "Madem bu kadar belge ve de görüş var, neden kimse bir şey yapmamış" sorusu geldi durdu. Kitap Şekspir'in hırsız olduğunu savunurken, internetteki çoğu görüş de Şekspir diye birinin yaşamadığını, Marlowe'un mahlası olduğunu savunmuş. E hal bu iken, kimsenin bir şey söylememesinin bir tek nedeni olabilir - tıpkı kitaptaki gibi - : Para. Kitabın finaline doğru bu kadar bilginin neden saklandığını size anlatıyor yazar, büyük ihtimalle gerçek neden de bu. Öncelikle İngiltere'nin turizm gelirleri, Şekspir vakfı ve bunun gibi Şekspir'den hala rant kazanan kuruluşlar. Kulağa komplo teorisi gibi geliyor ama ben bu saatten sonra Şekspir ismini öveceğimi sanmıyorum. Belki ileride kimin neyi yazıp yazmadığı belgelerle kanıtlanır.

Ben bu yazıyı uzatır da uzatırdım ama hem kitabı tamamen anlatmak istemediğim için hem de verdiklerim sizi çekmediyse daha ne yazsam çekmeyeceği için burada duruyorum. Tarihi komplolara merak duyuyorsanız - ve büyük ihtimalle bu gerçek bir kurgu - bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Mesela bu listedeki kişiler Şekspir'in o oyunları yazdığına inanmıyor. Demek ki cidden var bir şeyler.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

About