Kitap Yorumu: Kara Cadı | Nora Roberts (The Cousins O'Dwyer Triology, #1)

Orijinal adı: Kara Cadı
Yazar: Nora Roberts
Yayınevi: Epsilon
Sayfa: 424



İlgisiz anne babası yüzünden Iona Sheehan, adanma ve kabul edilme özlemi duyarak büyür. Büyükannesinden her ikisini de nerede bulacağını öğrenir: yemyeşil ormanlar, göz kamaştıran göller ve efsanelerle dolu bir ülkede.
İrlanda.

Iona bir at çiftliğinde iş bulduğunda, işletmenin sahibi olan Boyle McGrath ile tanışır. Bir kovboy, bir korsan ve vahşi bir kabile savaşçısı gibi görünen Boyle, Iona'nın en büyük üç fantezisinin birleşimidir.

Iona burada kendisi için bir yuva kurabileceğini -ve bu Boyle'a sırılsıklam âşık olmak anlamına gelse de- hayatını dilediği gibi yaşayabileceğini fark eder.


Ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Iona'nın ailesine yüzyıllardır musallat olan ve mağlup edilmesi gereken kadim bir kötülük vardır. Umut ve sevgi için aile ve arkadaşlar hem birbirleriyle hem de birbirleri için savaşacaklardır…


Nora biliyorsunuz ki benim daimi favori yazarım. Ne yazsa okurum sorun yok. Kara Cadı da biten serisinden sonra yayınlanmasını umduğum seriydi, iyi tahmin etmişim açıkçası. Ve tabi ki aldıktan sonra kısa sürede okumaya çalıştım.

Konusunu okuduysanız nasıl bir kitapla karşılaşacağınızı aşağı yukarı anlamışsınızdır. Nora her zaman kitaplarına paranormal ögeler yerleştirmeyi sevmiştir. Ama her zaman da iki karakterin aşkı ön plandadır. Sırf paranormal beklemeyin kısacası.

Kitap bana inanılmaz derecede yazarın Anahtar serisini hatırlattı. Üçlemelerinde genellikle üç erkek üç kadın vardır, birbirleriyle de iyi anlaşırlar. Ama büyük kötü bir düşmana karşı birleşmelerini kurgu bakımından ben ikinci defa okuyormuşum gibi hissettim. Iona Amerika'dan İrlanda'ya gelir, köklerini bulmaktır amacı ayrıca şu Kara Cadı olayını anlamak ister. Kara Cadı'nin soyundan gelen üç kuzen birleşir ve yüzyıllardır peşlerinde olan kötüye karşı savaşı başlatmaya karar verirler.

Iona vaktinin çoğunu büyülerle, sihirlerle geçirse de çalıştığı at çiftliğindeki Boyle'a da ilk günden vurulmuştur. Zaten ayrılmaz altılının içinde olan Boyle sürekli etrafındadır ve o da ona karşı boş değildir. Tabi tipik ilişkinin içine etme kısmını başaran Boyle olacaktır ama birbirlerini kaybedebilecekleri bir savaşın ardından ikisi de neyin önemli olduğunu hatırlayıp aralarını düzeltecektir.

Diğer karakterler yani kuzenler Connor ve Branna ile onların arkadaşları Fin ve Maera da serinin ilerleyen kitaplarında ana rolleri alacaklar. Buradaki en güzel zıtlık ise Fin'in öldürmeye çalıştıkları kişinin soyundan gelmesi ama kendi soyunu reddedip bir zamanlar aşık olduğu Branna'nın yanında savaşmaya karar vermesi. Seri güzel ilerleyecek gibi.

Büyük kötüyle olan savaşta tabi ki başarılı olamıyorlar. Hatta bir sonrakinde de başarılı olamayacaklar ama son kitabın finalinde emin olun mutlu bir son bekliyor sizi. Anahtar serisini okuduysanız zaten aşağı yukarı ne beklemeniz gerektiğini anlamışsınızdır. Biraz yavaş ilerlemesi, biraz da konunun tanıdıklığı yüzünden ölümcül bir günah işlemiş gibi hissetsem de kitabın notu 3. Üzgünüm Nora'cığım, bu sefer değil belki diğerlerine.

PS: Anahtar serisini okumayanlardansanız kitap sizi kendine bir hayli çekebilir tabi ki.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

About