Yorum: Sessiz Tanık


Orijinal adı: Dumb Witness
Yazarı: Agatha Christie
Altın Kitaplar
336 sayfa

Emily'nin başına gelenler için herkes yaramaz köpeği suçladı. Ama topa basarak merdivenlerden düşen Miss Emily bunun bir kaza olmadığına, akrabalarından birinin kendisini öldürmek istediğine inanıyordu.
17 Nisan'da Hercule Poirot'ya bir mektup yazarak şüphelerini dile getirdi. Her nedense mektup ünlü dedektifin eline 28 Haziran'da geçti... Ama bu arada iş işten geçmiş, Emily ölmüştü...
"Poirot'nun tüm gri hücrelerini kullandığı, en zekice planlanmış olaylardan biri"
-Glaslow Herald
Kitabı bitirmeye yakın, yani Poirot insanları etrafına toplayıp neler olduğunu anlatırken "yuh, bunu nasıl düşünemedim" dedim. Aslında bütün herkesi tek tek katil olarak ele aldım ama asıl katilin yaptığı o büyük oyunu hiç anlayamadım. Her zaman Agatha kitaplarından sonra acaba ben mi dikkatsiz okudum, yoksa okurken bunun anlaşılması mümkün değil miydi diye düşünürüm. Sanki okurken o ipuçlarını yakalamam gerektiğini hissederim. Bunda da yakaladığım birkaç şey oldu, mesela bu cinayetin Theresa ya da Charles üzerine yıkılmaya çalıştığını anladım ve bundan sonra ikisinin de öldürmediğinden emin oldum.



Eğer bir Agatha romanı okumadıysanız size hemen bir ipucu vereyim: Asla olmasını düşündüğünüz, barizce belli olan insanlar katil çıkmaz.

Ama şu tip insanlar genelde çıkar: Aslında katil olmayacağını düşünürsünüz, yine de aslında olabilir gibi gelir bu kişiler, zaten Agatha kitaplarında herkesten şüphelenirsiniz çünkü kurgu bunu gerektirir. Katil genelde yapmayacak gibi görünüp, müthiş rol yapan birileri çıkar. "Hadi be" diye bir tepkiyle de katili öğrenirsiniz.

Bu kitapta da açıkçası katilin yardımcısı olduğundan şüphelendim ama sadece az önce yazdıklarım yüzünden. Çünkü ileri derecede aptal bir karakterdi ve bana sanki bu kadında bir bit yeniği varmış gibi gelmişti. Aslında varmış da, bunu doğru tahmin ettim ama katil o değildi.

Burada katili söylemeyeceğim, olur da bir gün okursanız ve de yanlışlıkla katile gözünüz kaysa kitaptan hiçbir zevk alamazsınız. Çünkü bu kitapların en güzel yönü katilin kim olabileceğini defalarca düşünmek, tercihinizi değiştirmek ve sonucu görünce şok olmak. O kadar kitabını okudum - tam sayı vermek gerekirse bununla 42 - hala sonunda şaşırmadığım bir Agatha romanı olmadı. Katili tahmin ettiklerim de oldu ama nedeni bulmak çok daha zor, bulduğunuzu zannetseniz bile onun olma olasılığı çok düşüktür.

Bu yorumdan anlaşılacağı gibi ben Agatha'ya her zaman bayılmışımdır. O kadar romanı içinde beni sıkan sadece tek bir romanı vardır, onda da cinayet ve de Hercule Poirot yoktu hatırlarım. Anlaşıldığı gibi Hercule Poirot favori dedektifimdir, Sherlock yanına yaklaşamaz. Yaşlı nine Miss Marple bile beni daha çok çeker, sanırım ilk göz ağrılarım oldukları için.

Ama yardımcılara bakarsak Arthur Hastings kesinlikle bir Dr. Watson değil. Onun biraz saf olduğunu hatırlıyordum da bu kadar saf ve de aptal olduğunu bilmiyormuşum sanırım. Kitabın çoğu yerinde "amma da aptalsın hastings" demekten kendimi alamadım.

Kitabı bir kelime ile özetleyecek olursam: description

Alın okuyun. Tanışmadıysanız da geç kalmayın.



2 yorum:

  1. Ben de Agatha Christie'yi çok severim! Sanırım içinde cinayet olmayan kitabı Frankfurt Yolcusu'ydu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, aynen öyleydi ve o kitap da benim en sevmediğim kitabıdır bu yüzden. Cinayet olmayınca zevk alamıyorum kitaplarından :D

      Sil

About